lev etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
lev etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10/19/2009

olmayan

"Anlamazsın küskünlüğümden,
bakışlarımın ardında aradığın sadece kızgınlık..
her gözyaşımda bir kıskançlık ,kelimelerin altında hep başka anlamlar.."

Böyle mi anlattım kendimi bilmeden,
yüzümde yakaladığın o hüzün nereye gitti.
çok mu hırpaladım seni, sevilmeyi beklerken...?
yoksa hiç bilmedim mi sevildiğimi?
hep özlem duymaktır aşk,
öyle
değil mi...?
yaşadıkça aşk olmayan...

4/06/2009

Ben mi?/Lev


Ben mi,
Güneşi kovalıyorum
Bu kahvede
Büyüttüğüm
Hayaller arasındayım.
Bir ihanettir aşkı başlatan,
ondan önce mayasını katan
Olmaz hayallerdir.
Ben seni asıl
Gelmeyeceğin saatlerde
Beklerim.
Akşam çarçabuk iner
Şehre...

11/05/2008

Küskün günler/lev..


_Benden bir düş çalmışsın, dedi.Suçlayıcıydı.Düşlerini anaç bir tavuk gibi sağına soluna toplamış,kayıp düşün hesabını soruyordu.
_Böyle yapma, dedim ona,böyle yapma insan ihanetlerin çocuğudur.Kadınlar ihanet etmeseydi,hiç etmeseydi aşk kalır mıydı dünya da,şiir yazılabilir miydi.?Bizler yavan ilişkilerin içinde gidip gelen pistonlar gibi kalmaz mıydık.

Bir öfkeyi büyütmüştü içinde,patlamalıydı.Oysa karşısında ki nasıl da inanıp konuşuyordu.Bir suskun sabrı oya gibi işleyip duruyordu..Bu en küçük alevi boğacak havasızlık onun güçlü savunuşu,direngen başkaldırısı...
_Peki o adamın bana benzerliğine ne diyeceksin.
_Hangi adam, demedim.Anlamıştım.Kuşku yersiz bir kuşku.Ah benim sevgili şairim de demedim.Nasıl böyle biriktin,nasıl bunaltmışlar seni,nasıl bozmuşlar işlerini.Bunların hiçbirini söylemedim.Ama söylemiş gibi susup yerlere baktım.
_O, ruhsuz bir adam.O evinden dışarı adım atmaz,şair değil,dönüp dönüp aynı sıkıntıyı yaşayan bir adam.Sevgisiz,yalnız,güçsüz...İntahar bile edemez.Kimsesiz değil ama aramazlar onu.Bir vebalı,bir veremli gibi kaçarlar.Adını bile anmazlar.Sen böyle bir adamla kendini nasıl bir tutarsın.

Gözleri hareketlendi,bir ışık çizgisi bu hareketi izleyip usturuplu bir köşeye kondu.Yerinde bir iki devindi,kaykıldı.O benim şair dostumdu.Yok edici bir gücü evciltme mücadelesi miydi dostluğumuz?

7/17/2008

Başkaldırının sınırlandırıldığı bir dünyada(n)/Lev

Nereye gitsem birbirine benzer insanlar gördüm.Ben ayrıları arıyordum.Bulmadım değil.Ama ayrıların ayrılıkları kısa süreliydi öğrendim.Bir şeyi ya da bir insanı ayrı yapan nedir,öğrendim.Bakmasını bilirsen her insan ayrıdır dedim bir zaman.Tutmadı.Kimi insan bana inat benzerliklerini bezek yapmış,bir türlü ayıramadım.Acı,ağlama ve pişman yürek.Gizleyenleri de oldu,kandıranları da.Bilmeyenler de vardı,benzerlik ne, ayrılık ne.Daha iyi ya,bütün olmamız gerek zaten diye düşünenleri bile olabilir.
Kimi zaman bir taşın üstüne çömelip dünyayı izlediğimi,güldüğümü,bana hoş geldiğini anımsıyorum.Ama çoğun acılardı payıma düşen.Birisinin ekmeğe ulaşma mücadelesini izlemek hoştu ama sen de acıkıyordun.Senin payına da bir lokma düşer düşüncesinin yanılgı olduğunu çarçabuk anladın.Senin payına hiçbir halt düşmüyordu.Ekmeğe ulaşma mücadelesi komikti,kimi zaman şaklabanlıktı,kimi zaman Şener Şen'di ya da Müjde Ar.Bütün herkes senden de aynı komiklikleri bekledi,anlıyorum.Yaşarken hiç de komik gelmedi sana.Acılar,hüzün ordan mirasın.Ya yüreğine ne oldu,nasıl kaldı böyle dişlenmiş bir elma gibi.Kimileri karnını onunla mı doyurdu.Evet öyle olmuştur mutlaka.Sen seviştiğini sanmış olabilirsin.Elbet ölümü düşlediğin geceler vardır.Sen şair ruhlusun.Sabahsız uykuları özledim demişsindir mutlaka.
Sevgiline,uyanmamayı istediğin oldu mu hiç diye sormuşsundur.Elbet düşsel bir sevgiliye.Benim hiç sevgilim oldu mu diye sorduğunu,hatta günlüğüne yazdığını duyar gibiyim.
Ah senin şu yüreğin neler neler düşünür.Hepsini de ilk o düşünmüş sanır.Ben de bir ressamı sevmiştim.Karanlıkta kalmış aşkları çizdiğini düşünürdü durmadan,kimseye de göstermezdi bana da...Bilirmiydi,boşluktaki gölgelerden daha titrek..Ama olsun, sınırlı başkaldırı,düşsel,sözlere dökülmemiş düşüncelere...Anlam senin onların varlıklarını nasıl algıladığına bağlı(dır)...Gri ya da kırmızı..
Sen böyle yaşayıp sonra öleceksin büyük olasılık,ya sonra,adam haklıymış diyecekler mi?Ressam haklıydı kimselere bir şey göstermemekte,çünkü birşeyi de yoktu gösterecek.O varlıklarını algılıyordu yalnızca.Dese komik kaçacak,ekmek mücadelesi gibi değil..Çoğunluğun"ah bir felaket"dediği, yayvan vurgulu heceler...Zordu onun işi doğrusu..
lev 94

Düş Dönümü/Lev

“Adam gelir,bir ağacın altında tümseğe ya da taş parçasına çöker.Sazlara dalar kalırdı saatler boyu.Ne zaman güneş alçalır,tan kızıllığı oluşur.adam yüzüne yeni anlamlar takınırdı.Sanki sazlardan biri olamadığına pişman gibidir.”
Symirna’dan kalkıp gelmiş bir filozof olmalıydı.Canlılığın başlangıcını arıyordu.Günü gelince “her şeyin kökeni su ‘dur” diyecek gibiydi.
Ben bu adamı hiç görmedim.Ama böyle olduğuna eminim.O bir düşü yaşardı.Düşün en güzel anı,sazlıkta gün batımı kızıllığıydı.Kuşlar o kızıllıkta nice aşk oyunlarının içinden geçer,sazlığa konar,havalanır.Neden,nasıl nereye kadar yaşadıklarını düşünmeden,düşünmeye heves bile etmeden yaşar giderlerdi.
Mevsimlerden elbet bahardı.Ben o adamı hiç görmedim.Belki hala oradadır.Belki diyeceği sözü çoktan demiş,çekip gitmiştir.
Sahi hangi zamandayız.?Akha’lar,troya’ya girdi mi,vaftizci yahya’yla,isa baş başa verip ne konuştular?Ne kadar çabuk geçiyor zaman ve ne kadar zor.
İneceği durağa gelmişti.kapıya yanaşıp düğmeye bastı.Sıkı bir frenle durdu otobüs.kapılar paldır küldür açıldı.Dünyaya yeniden gelmiş gibi,kalabalıkların içinden geçti.İnsanların,vitrinlerin,arabaların,seyyar satıcıların,zabıtaların, olur olmazların ve daha sayılmayı bekleyen bir yığının içinden geçip yürüdü.Şadırvanı ve çiçekçileri gördü.sonra çay bahçesinin bir kısmını,taburelerde oturan çay içen insanları.Onların arasında boş bir masaya oturdu.Bir bekleyiş günü daha diye geçirdi içinden.
“Ben bu günün neresindeyim”

Dayanılır Izdırap/Lev

Hüzün dağıtır uykumu
Hüzün dağıtır geceyi,gündüzü
Hüzün ellerimdedir
Hüzün sözlerimde
Ve sen
Hüznün dağıtışları arasında
kırık bir parça aynadan yansıyan
gizemli bir yüz
Uzaklardan bakarsın
Hüzün hüzün bakarsın
Benim hüznüm ayrı der gibi bakarsın
Hiçbir ses çıkmaz ağzından
Gözlerinin ardında bir boşluk
Avucumun içi gibi bildiğim
İçim gibi bildiğim
Yıllardır tanıdığım yabancı gibi
Değemem sana...

Bilirim/Lev

Akşamüstüleri hüzünlendirir beni,bilirim pek az kalmışızdır,o garip kırmızıya bakıp da iç çeken.Olsun...ben kendimi bildim bileli azınlık kalmışımdır.Çoğu zamansa yalnız.Belki ben çok saçma düşünürüm.Belki de...belkisi yok.Ben saçma düşüncelerin adamıyım.İnsanlık gözlerini ışık hızına dikmişken,ben hala akşamın garip kırmızısına gözlerimi dikip dalabilirim.Arkamda çoğu zaman gürül gürül akan bir trafik.Ve insan seli yorgun adımlı...

Farkımız Ne/Lev

Şu tabakta tembel tembel yaşayan kaplumbağalardan farkımız ne?Bu günlerdeki en büyük merakım…
Bir bungunluk,bir boşluk.Ne senin sesin ne de yanılsaman.Bu bungun,bu boş odaya(yüreğimin içinde gezindiği)ulaşamıyor.Biliyorum kabahat senin değil,benim de.Belki kabahat da yok.Bir dingin boşluktan gerisi yalan…
Sevginin ,özlemin ve hüznün çok uzağında mavi bir dünyanın kokusunu duyuyorum.Orada ne ayrılıklar ne de birliktelikler;orada her şey sevgilerin,özlemlerin ve hüznün ardında,bana bir el atımı kadar uzak ve evrenin sonu kadar yakın.
Seslensem duyacaklar,ağlasam belki de… Bütün yanlışların içinden geçecek sesim .Sevgilerin,özlemlerin ve hüznün,ulaşacak.Ben bir çığlığım…
Fantaysa değil bu, biliyorum.Hele gerçek hiç değil… belki nostalji,hani bir vakitler yaşadığım.Sesim sevgilerin, özlemlerin ve hüznün içinden geçerek mavi dünyanın kubbesinde çınlayacak.Baldan tatlı yüreklerin kubbesinde..
Bir gece yarısından sonra ki vakitte sesim koyu laciverdin örttüğü günahların arasından geçecek..yanlışların…

Yalnızız Yine de../Lev

Gelip kurulmuştu yaşamımın ortasına,ses çıkaramadım.Kocaman bir soruydu gözleri,sorma diyemedim.Bir gün,geldiği gibi gideceğini biliyordum,kalmasını isteyemedim.O kalacağım diyordu,yanıtlarını öğreneceğim,inanmadım.Işığı görüp gelen gece konuğuydu,gün ışıyınca çıkıp gidecekti,çıkıp gitmesini bekleyemedim.Ya kalırsa’nın umudunun beni ele geçirmesine izin veremezdim.Onu terkettim.
Kimsin,nereden gelip nereye gidersin,sormadım.Ama o anlattı.Söylediği her sözcük yeni bir labirentin kapısını aralıyordu,belki biliyordu,belki de bilmiyordu.Soluk sarı ışığın aydınlattığı loş odada labirentlerimizin karışmasına izin veremezdim.O gece konuğuydu,gün ışıyınca gidecekti.Labirentlerinde yitmekten korktum,labirentlerim de yitip kalmasını istemedim.Gün ışığını görmeliydi.Ondan sonra isterse dönebilirdi,ama mutlak çıkmalıydı gün ışığına.Soluk sarı ışığın aydınlattığı loş odaya gün ışığında dışarıdan bakabilmeliydi.Ona hayır demek zordu,sorularını yanıtsız bırakmak,hele terketmek…Koskocaman birer soruydu gözleri yanıtlara susamış.
terkettim onu.Neden geldiğini de anlayamamıştım zaten.Işığı görüp gelen gece konuğuydu.Bunalmıştım,susamıştım,yalnızlık sinmişti soluk sarı ışığın aydınlattığı loş odama .Ne iyi ettin de geldin demedim ona.Sıcak, taze yorgunluk çayları sunmadım.Öylece bir köşeye sindi kaldı,hep kalkacakmış gibi,gün ışığını bekler gibi.Alışmaktan korktum,gideceği anı beklemekten,bir an önce gitsin istedim.Ürkünçlüklerimi anlattım ona,daha bir yerleşti.Koskocaman birer soruydu gözleri.
Uyuyuşunu izledim,düşlerine katıldım bir köşesinden….Kalmasını istedim de kal diyemedim.Düşlerime çağırdım onu,ilk kez korktu.Anladım ki gidecek belki gün ışığını bile beklemeyecek .Terkettim onu…Hem kalmak için gelmemişti ki…

Düş/Lev

Bir düş gördüm,gören var mı?
Her gece yarısı penceremin önünden geçen tren senin düşünceni getirir,beni de alır ve çeker gider.Ben bir katil olurum,sen iki ruhlu bir kadın,hiçbir zaman sevişemeyiz.Uzaklar da bizi bekleyen kaderlerimizi düşünür gülümseriz.Güneş ikimizin üstüne hiç doğmadı ki,ayın dünyayı birlikte dolandığını,birlikte görmedik bile.Sevişemeyiz iki gözüm,beni anla.Ben bir katil,sen iki ruhlu.Ruhlarından biri razı gelse öbürü isyan eder.Benim ellerimden kanlar damlar.Renkler var bir avuntumuz,sevgiyi yüklediğimiz renkler.Kirli ve yamalı.Sesler hiç kimsenin duymadığı.Biz buyuz sevgilim.Sevişemeyiz
Solgun,titrek bir hayal hızlı adımlarla yürüyor.Avucunda bir sigaranın kırmızı sıcağı,duman duman keder sarmış her yanı.solgun titrek hayal,genç bir adam,gepegenç.Sevdalı mı sevdalı.Yüce ülkeler kurup yıkıyor.Sağda solda silik insan kalabalıkları,kekeme bağrışlar.
Bir yolcusu var.Gidecek olanı arıyor.Yolcu uzak bir şehre gidecek ama asıl yol bu kadar yakın değil,zamanla ,kilometreyle ölçülmez bir yola gidiyor.İkisinin de aklında dönüş var.Hiç dönülür mü,Gençlik işte.Dönüş bir umut,asalak bir umut,genç beyin hücreleriyle beslenen .
Yolcu bir genç kız,kendisi olma hakkı yok.Olabilir belki ama kavga vermesi,yalnız kalması,acı çekmesi gerek.Gidilen yol belki kavganın,yalnızlığın,acının yolu.Belki de o gitmiyor da ,genç adamın solgun titrek hayali düşecek yollara.Gidilecek birer yol uzanıyor ikisinin de önünden ayrı ayrı.Dönmek asalakça bir umuttan başka bir şey değil.Evet sevda var ama,asalak da değil elbet..Onun da yolu ayrı.
Kızla oğlan karşılaşırlar kalabalıkların içinde.Her şey bir anda olur biter.Onlar aşkı ve olanaksızlığı aynı anda görürler.En alımlı renklerin nasıl kirlenip yıprandığını.Seslerin güçsüz fısıltılardan başka bir şey olmadığını .Bir yol uzanır.Bir tren geçer ,bir ses uykuyu böler.Düşünürsün kimin sesi?
İşte böylesi yollarda yaşanır bir ömür.Bir düş görmüşsün de çoktan uyanmışsın.Aynı düş şimdi kimbilir kimin uykusunda …
9.eyl.93

7/12/2008

En İyisi Yağmur/Lev'den Notlar

Yağmur yağmalı,
En iyisiyağmur
Yağmurla arınmalı.
Yağmurla arınabiliriz ancak
Yağmur,
En iyisi yağmur

Kirlendik büyüdükçe
Büyüdük kirlendikçe
Arıtamaz bizi artık
Sıcak hamamların sıcak suları
yağmur yağmalı,
En iyisi yağmur
İri iri
delice...
Gören göğün dibi delinmiş demeli
Gören...gören...arınmalı
Toprak kokmalı,
Ağaç kokmalı,ot kokmalı,deniz kokmalı
Yağmur kokmalı,
Yağmur...
İnsan arınmalı...
dünya,insan kokmalı..
Lev...

Bilmediğim/Lev'den Notlar

ben acik denizlerde tek basina kalmis bir yelkenliyim.
bir martiyim..kah dalgali, firtinali bir deniz, kah dingin,suskun.
Bu güne dek amacim belirsizdi.
Ya da yazgim.Ama hep limanlara siginmayi reddettim.
Ne aradigimi bilmeden acik denizlerde dolandim.
Bu gün biliyorum o ele gecmez, o gizemli adayi ariyorum.
Orda hersey...bana özgü bir yasamin sürdürücüsüyüm:
Benden önce baslamis bir yasam bu, benimle bitmeyecek.
Bir sözcük, bir cümle ya da anlamsiz bir ses, bakis,
mimik bütün algiladiklarimin hepsi usumda bir kapi aciyor;
beynimin bilmedigim, gizemli kivrimlarina uzanan yollar basliyor.
Kapilarin ardinda o yollari izlemek istiyorum.
Dis dünyadan cok farkli dünyalar her seyden habersiz,
geride hic bir iz birakmadan yasiyorlar orada.
Beni oraya kendini arama oyunlari ulastiracak...
(ocak 92)

Aynı Nedenle/Lev'den Notlar

Cayli kanyak
ve sen gece
Ruhi SuMektuplar
yani sonsuzluklarYasananlar yasanmayanlar
Ve sevgi-yasam mi desem-
"bir soluk gibi"demistim senin icin bir yerlerde,
bir soluk gibi gecip giden, tadi kalan.
Daha nasil anlatabilirim ki?..
Baska bir sekilde yasayabilir miydiksanmiyorum
Ama yine de bir zorunluluk degil
Bir ressam neden boyarsa bir tuvali
Biz onun icin
ayni nedenle...
(aralık 91)

7/06/2008

Sürgündeki Tanrıça/Levent İşbilen

"Bir bosluk birakip gidenler vardir.Tek bir tugla eksilmemistir icinde, tek bir tugla yerini bile degistirmemistir ama bir bosluk, durup durduk yerde, apansiz, öncesi olmayan bir bosluk belirir.Ne diyecegini bilemezsin, duyduklarin anlamsiz söz yiginlari gibi, dizi dizi bos süt siseleri gibi.."

_ölümlünün Güncesinden_




Anlatacaklarim herhangi bir zaman ve yerde yasanmistir.Öncesini ve sonrasini önemsiz olaylar yigini gibi gölgede birakan, anlamini gecmis ve gelecekten daha cok icinde tasiyan olaylardandir..Ayri ayri yönlere giden bircok tren yolunun kesistigi önemli, büyük garlar vardir, kalabalik, parlak, gürültülü. Trenler gelir, trenler gider.Hep bir kosusturmaca, ivecen, gec kalmis insanlar yasar bu garlarda, gecici olduklarini bilen.İvecen adimlari da bundandir, geciciliklerinden.Ben bu garlarin az sayidaki kalici insanindan biriyim.Bir trenle gelmistim buraya, aktarma yapacaktim.İvecendim, öbürleri gibi, indi bindi sirasinda yitmekten de korkuyordum sanirim ama yittim.Binecegim treni bulamadim, hic bir trenin numarasi tutmadi, kalakaldim.Bircok tren geldi gitti, gelenlerle kücük umutcuklar, gidenlerle koca koca cökkünlükler yasadim.Sonra alistim, bekleme salonlarina, insanlarin tren pencerelerinden güvenlikli, huzurlu bakislarla beni süzmelerine.Bekleyen bir adamdim onlara göre.Bazilari bircok kez gelip gectiler, beni bellediler.Hep bekler olmam onlara garip gelirdi, bakislarindan belliydi bu, onlara da alistim, hatta kimiyle dost bile olduk.Kücük molalarda hos sohbetler paylastik.Uzun bir zaman bekleyisimin sonlu oldugunu düsündüm, beklemeye alistigim zamanlarda da sürdü bu yanilgim.Birgün trenimin gelecegini, uzaklarda, kücük bir kasabada beni bekleyen yasantiya ulastiracagini düsünürdüm. Bu düsünüs beni mutlu kilardi, hem de huzursuz.İcimde anlamlandiramadigim celiskiler yasardim.Kücük molalarda edindigim dostlar beni ilgiyle dinler ama anlamazlardi, anlattiklarim bir zaman sonra sikardi onlari, yüzlerinden anlardim. O zaman birakirdim onlar anlatsin. Bana gectikleri yollari, gittikleri kasabalari,yasantilari anlatirlardi. Bilmezdim bir trende nasil yol alinir, zaman nasil gecer, kasabalara, sehirlere nasil girer tren, kasabalarda, sehirlerde nasil yasanir.İyi, hos, güzel olmali diye düsünürdüm, onlara öykünürdüm. Bir trenin pesine takilip yol alirdim ama ne bileyim, trenlerdeki insanlar beni kolay kabullenemezlerdi. Garlarda, kücük molalarda sohbetimi hos bulanlar nedense tren yolculuklarinda sıkılırlardı, rastladiklari ilk durakta itiverirlerdi asagi, yoksa ben mi atlardim onlara sıkıntı verdigimi görüp. Ne bileyim bir seyler olurdu iste, fazlalarimiz eksiklerimiz öylece kalirdi, birbirlerine yabanci. Buna da alismistim, iki üc duraklik kücük tren yollarina.

Artik gardan öncesini pek rahat animsamadigim, anilarin birbirine karistigi, yasanmisliklrin öncesinden ayri tatlarla algilandigi, yanilgilarin oldukca cogaldigi günlerde oldu anlatacaklarim.O bir sonbaharda cikti geldi ya da ben onun yasadigi ülkenin sinirlarina ulastim, sinirlari gectim...Tren yollarinin kesistigi gar tümüyle benim uydurmam, öyle bir gar yok, yarattigim, kurguladigim ve anlattigim bir düslem yalnizca...

Dedigim gibi bir sonbaharda karsilastik.Bomboslugunu yeni anlamis/anlamak üzre olan insanlardan biriydim.Onun hüzün irmaginin sularindan gecmis bakislari vardi.Ürkü veriyordu.İnsansi dünyaya iliskin hic bir istem göremiyordum onlarda, gözleri hüzünlü bir bosluga aciliyordu. Hic bir sey saklamiyordu, cünkü saklayacak hic bir seyi yoktu, yalnizca hüzün ve bosluk. İcimin bir yansimasini gördügümü cok sonralari ayrimsadim...Uzun bir zaman karsilasmamizin bir rastlanti oldugunu düsündüm. Milyonda, milyarda bir olasilik, hic tanismayabilirdik.Oysa fazlalarimiz eksiklerimiz öylesine uyuyordu ki, onu ve beni toplasalar sifir olurduk, mutlak sifir, hicbir duygumuz, düsüncemiz, hatta önceki yasanmisliklarimiz acikta kalmazdi. biz birligini yitirmis bir bütünün parcalari olmaliydik, ayrilmazdan önce kararlastirmistik bulusmayi, zamani geldiginde ikimizde belirlenen yerde olduk, hepsi bu.Elbet unutkanlik eski, birbirimizi de, bulusma sözümüzü de unutmustuk.Daha cok bilincaltindan kök aldigini düsündügüm bir dürtü, bizi uyardi, bulusma yerinde olmamizi sagladi.

Huzursuzdu, aci cekiyordu, tamalanmamisligin, hep yarim kalacak olmanin acisi, huzursuzlugu..Bir gün bakislarinda kücük gizlere benzer bir umutcugun isidigini gördüm, bana bakiyordu. Asik oldum, birdenbire degil, uzun, zor, acili bir sürecin sonunda...Onun bir tanrica oldugunu, benim gibi bir olümlüye baglandiginiysa cok daha gec kavradim,hemen hemen onu yitirmek üzre oldugum günlerde.Daha cok bir oyun üzerine kurulmustu onunla paylastigimiz günler. Kiskirtilmis duygularda, bizim yarattigimiz kurallarla oynuyorduk, birbirimize hic dokunmadan gizemli yerlerimizi kesfetme oyunu . Ben onun bakislarinda ki boslugu merak ediyordum, kayip bir ülke, bir korsanin gizli kalmis bir gömüsü ya da daha baska güzel degerli seyler bulacagimi umuyordum.O benim beynimi istiyordu, beyin kivrimlarinda gezinmek, yasamin ve sonsuzlugun sirrini bulacagina inaniyordu, belki de Olymposa dönüs yolunu...Aradiklarimizi bulamadik ama cok daha baska, bambaska güzellikler yarattik karsilikli, birbirimize armagan gibi sunduk onlari, utana, cekine...Sevismemistik ki. Bu bizim ortak utancimiz oldu, pismanligimiz. O bir tanricaydi, Olympostan uzaklara, ölümlü insanlarin arasina düsmüs, dönüs yollarini yitirmis, yarali, hüzünlü, yorgun bir tanrica.Kimbilir belki Zeusun düzenbazligina,Aresin,Athenanin savas cigliklarina kafa tutmus, onlari yermis bir tanri ailesinin soyundan geliyordu, Olympostan sürülmüs, ölümlülerin arasinda yasamaya mahkum edilmis.Kücük bir serceyi gagasindan öptügünde düsünmüstüm bunlari.

"Kutsal bir varligi tutarcasina avucuna aldi onu, gözgöze bakistilar bir zaman, belki benim duyamayacagim sözler ettiler karsilikli, ayri bir zamana gidip geldiler, ne kadar sürdü bilmiyorum.Dünyadaki tüm olganüstü olaylar gibi, özensiz insanlarin ayrimsayamayacagi kücük bir anda olmustu tüm bunlar.O an her ikisinin de acikli yazgisini gördügümü söyleyebilirim, tüm gecmis ve geleceklerini ama ben ölümlü bir insanim, gördüklerimin cogunu hemen ertesi anda unuttum."
-Ölümlünün güncesinden-

Bakislarinda yakaladigim kücük umutcuk bizim cocugumuzdu. Büyüyordu gün be gün, dallanip budaklaniyor, daha derinlere kök saliyordu. Biz yeni yeni güzellikler yarattikca birbirimizden saklayacagimiz seyler cogaliyordu. Gözbebeklerinin ardinda ölümlülerin bilmedigi, tanimadigi öyküler ardlarinda hic bir iz birakmaksizin yasaniyordu.Yazgimi, onun yazgisini bilemezdim, ama o biliyordu.Yazgilarimizi animsadiginda,onu ilk tanidigim zamanlara özgü hüzünlü bosluk gelip yerlesirdi bakislarina, beni yasa ve aciya bogardi.Bana anlatmazdi ama ben anlardim, yazgilarimiz bizi ayri yer ve zamana sürecek.Zoraki bir gülümseme yayilirdi yüzüne, gözlerinden bir damla yas süzülürdü.Bazi zamanlarda yazgilarin degisebilirligine inanmak isterdik, inanirdik.Cocuksu bir sevince birakirdik yüreklerimizi.
Yine yazgilarimizi konustugumuz, onun hüzünlü bir bosluga sigindigi günlerden birinde, onu öptüm...


"Efsunlamis bir gündü.önce hafif tatli, sürükleyip götürücü bir ezgi yayildi, bir filütten cikabilecek en mükemmel seslerin bir oldugu ezgiler gibi.O daha bir güzellesti, doganin tüm renklerinden süzülüp gelmis gibi.Biz sevginin cocuklariydik, bizim günümüz gelmisti.Dünyanin tüm sevgi, güzellik tanrilarina, tanricalarina sarap sunduk, adak adadik. hepsi ama hepsi yüzyillarin ötesinden, yeniden yasanacak bir sevgi günü icin, ona tanrisal güzelliklerini katmak icin kalkip gelmislerdi.Yüzlerce, binlerce, kücüklü, büyüklü tanri, tanrica, sanatcilar, acilarin yokluklarin degisik kültürlerin icinden, onlari birlestiren tek bir inanc icin, sevgi icin kalkip gelmislerdi.Duyan yürekleri bir kilmak icin, efsunlanmis ezgilerin esliginde dans basladi, ezginin akisina biraktik kendimizi.Yükselip alcalan,ucan, yüzen, yürüyen bir ezginin akisina..."

-Ölümlünün güncesinden-

Levent İşbilen

Babam Ve Ben/Lev

Babam istemezdi öyküler,siirler yazmami,
yoo bana nefret beslediginden degil,ya da beni kiskandigindan.Benim iyiligim icin,gelecekte rahatim icin.Bilirdi bu ülkede yasayanlarin cogunun dini imani paradir,yazar,sair takimina pek kulak asilmaz,cogu ac yasayip ölür.Toplumu olusturan bircok insandan ayrik degildi düsünceleri.Bir yazi makinasi aldigimi ögrenince cok kizmisti.Onca parasizligima,acligima karsin bir yazi makinesine para vermemi anlayamiyordu.Babam öldü.Saygin bir ise,bol paraya sahip oldugumu göremeden.Hos yasasaydi,o günü görebilir miydi?Saygin bir is,bol paranin karsiligini düsündükce ürperiyorum.Beynimi ve emegimi toplumun emrine sunmam anlamina geliyor bunlar.Ya yazdiklarim,yazacaklarim, icime bosalttigim o tutkulu yolculuk.Bircoklari"canim bos zamanlarinda, aksamüstleri, haftasonlari yazarsin öykülerini"diyor,onlar da bos zamanlarinda okurlarmis yazdiklarimi, böylece karsilikli degerlendirir, verimli kilarmisiz bos zamanlarimizi.
Babam asik olmami da istemezdi.Daha lise yillarida, gepegenc bir insanken beni okul dönüsü yollarda bir kizla görmesin, sorar sorusturur, annemi zorlar, böyle seylerin hos olmadigindan dem vururdu.Yazarliga giden yolun bir asktan gectigini sanirdi.Benim saygin bir ise, bol paraya kavustuktan sonra , beyaz duvakli bir gelinle evlenmemi isterdi, elbet torun da isterdi.Babam öldü, beyaz duvakli geline besibiryerde takamadan.Hos yasasaydi o günü görebilir miydi?Saygin bir isi, bol parasi olmayan üstüne üstlük yazarak gecinebilmeyi uman bir adama hangi ana baba beyaz duvakli bir gelin verirdi?Beyaz duvakli gelinlerin de bir bedeli var bu ülkede.
Benim babam gercekci adamdi."Kitap okumanin, gazete okumanin ne geregi var?"derdi.Gazetelere söyle bir göz atardi,kitapsa yildan yila, o da zeka gelistirici polisiye romanlar, Agatha Cristi'ler,
Erly Stanley Gardner'ler...Benim okudugum gazete ve kitaplardan dolayi böyle oldugumu düsünürdü, kimbilir belki de o hakliBabam memurdu önce, sonra memur emeklisi.Beni, kardesimi severdi, hatta ayrilmis olmasina karsin annemi de-kizgin olmadigi zamanlarda-saygi ve sevgiyle anardi, iyi adamdi yani.Toplumda iyi insanlar kadar kötülerin de yasadigina inanirdi, tabii ki iyileri savunurdu, kötülere karsi.Kötüleri televizyondan, arasira gözattigi gazete basliklarindan tanirdi."Essogluesekler" derdi, en büyük küfürü buydu duydugum.Herkesin ayni sekilde yasadigina inanirdi, dahasi cevresinde tanidigi, tanimadigi herkes ayni sekilde yasardi.Yani dogar, büyür, is sahibi olur, evlenip coluk cocuga karisir, sonra da -hak gelince- ölürdü, kendisi de ayni seyleri yapti.Babam öldü.
Ona yasamindaki en köklü, cetrefil sorunu ben ve kardesim yasattik sanirim.
Bildigi, tanidigi cevresindeki herkesin ayrimsiz uydugu yasam seklinin disinda kaliyorduk.Kismen bizim istegimiz disinda gelisen, bize de en az babam kadar aci veren bu ayriklik hic bitmedi.Babam bu ayrikligin bittigini göremeden öldü.Hos yasasaydi o günü görebilir miydi?Bugüne dek dagin basinda ayrik otlar gibi yetismis ben ve kardesim, bir zaman icinde evciltilip topluma yararli ürünler sunan bugday basaklari olabilir miydik?
Babamin topluma yararli olun gibi bir kaygisi yoktu, ya da bircoklari gibi bu onun agzinda inandiriciligini yitirmis beylik sözlerden biri olurdu.Onun bizimle ilgili ana kaygisi toplumla sürtüsmeden gecinmemizi saglayabilmemizdi.Yasadigi sürece hep bunu istedi, saygin bir isimiz, saygin bir esimiz, bol paramiz olsun istedi.Kisaca kendisine benzememizi istedi.Babam öldü.Ona benzedigimi göremeden.Hos yasasaydi o günü görebilir miydi?
Sevgili babacigim benim, nasil da isterdi kendisine benzememi.
Bircok kez anlatmaya calistim, daha dogrusu anlatma girisimlerinde bulundum, benim ona ve tanidigi öbür insanlara benzer yasayamayacagimi.Kisa bir zamanda, onun yasam üzerine verdigi bilgelik derslerine dönerdi konusmalarimiz."Peki" derdi,"nasil para kazanacaksin, ne yiyeceksin, nasil evleneceksin, coluk cocuguna nasil bakacaksin?.."Daha bir yigin soru.O ve cevresinde yasayan tanidigi tanimadigi herkes, tornadan cikmiscasina birbirine benzeyen hazir yanitlarla yetinen, yetinmenin ötesinde, onlari degismez tanri buyruklari gibi kabüllenen insanlardi.Onlara dünyada yalnizca tüccarlarla memurlarin olmadigini, para kazanmaktan daha yüce erdemlerin hala varoldugunu anlatamadim.Konusmalarimiz laf kalabaligina dönerdi, kimsenin kimseyi anlamadigi gürültülü ortamlar.Bu tartismalar bizi ayri ayri yönlere sürüklerdi, ben bildigimi okurdum cogu zaman, dogru ya da yanlis, düse kalka, bilmedigim bir yolda, el yordamiyla ilerlemeye calisirdim, hep bir baba desteginin, ilgisinin eksikligini duyarak.Babam öldü.Beni anlamadan, ürünlerimi görmeden. Hos yasasaydi gördükleri onu tatmin eder miydi?
Cok cok kücük anlarda,beni onayladigini gösteren kücük sözleri, sorulari, bakislari yakalardim, ruhumun derinliklerinde unutulup kalmis gizli hayranliklari da...Örnegin sakal birakanlari hic sevmezdi,zaman zaman biraktigim sakalimi kesmem icin olmadik baskilara, yaptirimlara basvururdu ama cok özel bir anda, sakalin bana yakistigini söyleyebilirdi, beni sasirtirdi ya da "hala siir yaziyor musun" diye durup dururken sorabilirdi ya da" o kiz arkadasina n'oldu,hani mektuplasirdiniz." Bunlar cok kisa, günlük yasamin disina tasan, hazir yanitlarin onu doyurmaz oldugu anlara özgü kücük sözlerdi.Bana tuttugum yolun güzelligini, dogrulugunu onayladigini gösterirdi, en az benim kadar sasirirdi.Babam öldü.Huzurlu, mutlu bir yasamin cok uzaklarindan, endişeli panik duygularla gecip gitti.Benim rahat, dingin görüntüme alisamadi bir türlü, yasamin icinde agir agir, gezinircesine yol almama.Bircok hedefe yasitlarimdan, benzerlerimden gec vardim.Yasami bir maraton gibi kabullenenler icin bastan yitirilmis bir yasam.
Babam öldü.Yasamin bir maraton olduguna inanirdi,
Sahi, yasam bir maraton mu?...Lev

On Sekiz Martın Gözleri

1
Beklenen var
İki de bekleyen
Ruhsuz gecelerden birindeyiz
Radyoda caz söyleyen bir kadin
Belli ki zenci
Pürüzlü sesi
Bekleyenlerden biri kedi
Eli kulaginda doguracak...
2
Gece
Seni getirip koyuyor önümüze
Dayatiyor
Oysa yoksun
Hayal bile degil
Huzursuz bir imge
Nedir böyle cogalan
Eksiltmeye calistikca
Kedi de...
ben de...

lev


...

-................

"Bekleyislerim benim"...yüreklerinde ki arsizliklari gizleyen ürkek ve tedirgin bekleyislerim.bildim bileli benimledirler.kimileyin umut olurlar,bir serinlik doldururlar icimi bir hafiflik,türkü tadindadir yasam Kimileyin karanlik ve bungun agir bir yük gibi otururlar yüregime.gidecegi raylar bitmis,bozkirin ortasinda kalakalmis kara trenin cigligini duyarim bir tek.bekleyislerim benim,nice arsizligimin utangac dile gelisleri.

nedensiz ve amacsiz görünseler de,bilirim beynimin kivrimlarindan birinde gizli,yüce istemlerin sözcülügünü yaparlar.ben onlari tanimam,baskalari da...

defteri kapatti,kalem hala elinde.düsünceli bakislari merdivenlere döndü.Senelerdir oturdugu bu garip yer,o an oldukca anlamsizlasti.evet oldukca anlamsizdi ve bunu son zamanlar da epey duyumsamaya baslamisti.buna karsin hala bu köhne,bu yipranmis,bu garip yere her gün gelip oturuyordu.Yalnizdi,ve hep yipranmis merdivenleri ucarcasina inecek birisini bekliyormus gibi merdivenlere bakardi.eskimis basamaklardan inen ayaklarin bekledigi insan olup olmadigini düsünürdü.Oysa bekledigi insan oraya gelemezdi ki;o kendisinin ulasamadigi yerlere giderdi hep,uzaklara yani.Uzaklar gizem dolu.bir türlü ulasilmayan
gidisinin ardindan ikiyüzdoksansekiz gün gecti.Ne kadar cabuk gecti,nasil gecti?
sesini ilk duydugum günü animsiyorum.sen gizemdin,süpriz bir armagan,cok parcali bir bulmaca.bulmacanin parcalari hala eksik biliyor musun?


7/03/2008

28 haziran




Tedirginlik boynumun borcu.
Kimbilir ne zaman,nerde,ne karsiliginda borclandim.ölmüstü oysa bir cocuk,hatirliyorum.o ben olamam.Kan rengi gözlerimde gri bulutlar,Üzülmüstük de ona,suna,buna,yüzbasiya...Acimayla karisikti da,sevgiyle karisikti.Peki bu nefreti nerden tasiyip geldim.
O zaman benimle oturma dedim.Bir cok kisiye degisik zamanlar da dedim.anlatamadigim duygulari anlayamadiklari icin.Oysa ben biliyordum da...ask anlatilmaya gelmez.Ne bilirdim insanlarin bir takim rolleri ustalikla ya da acemilikle oynadiklarini.
Cogu zaman dünya perdesinde bir rolüm olsun istedim,bir rol,kücük,kendi halinde,insanlarin icinde.Benim yerim izleyicilerin arasindaydi.Belki bir elestirmendim.Belki de basarisiz bir yönetmen...
simdi ne diyeyim ben o cocuga, o kiza.Seni seviyorum desem,inanir elbet.Ama ben?İnancsiz bir yasama adim attigim da ne kadar da cocuktum....

lev...

lev



Gülümsese;

sözcüklerin arasindan

icimde ki cocugu

avutamaz oldum

lev...