3/03/2009

O ağaç sizin/Bekir Coşkun

Bir sincap gördüğünüzde ceviz ağacında, o sizin sincabınızdır, o size emanet...

O köşe başındaki meşe ağacı sizin...

Karşı yamaçtaki çamların, servilerin, çınarların, yoncalığın, çimenlerin sizden başka kimsesi yoktur, onları siz koruyacaksınız, onlar sizin...

O kumru sizin...

O serçeler sizin...

Saksağan sizin...

Nehir sizin nehrinizdir, göl sizin gölünüz...

Deniz sizin...

*

Ama siz her zaman onları yalnız bıraktınız.

Eli baltalı adamlar ormana yanaştığında, dozerler-kepçeler yeşil alandaki sincabın ağacını söküp attığında, yunusları tüfeklerle öldürdüklerinde, fabrikalar yağlı sularını nehre-göle akıttıklarında, denizi çöplük olarak kullandıklarında öyle baktınız.

Sanki onlar başkasınınmış gibi...

Onların varlığı size huzur-mutluluk verdi de, yok edilişlerinde arkanızı döndünüz...

Bir ağaç kesildiğinde nefesinizin bir kısmının kesildiğini, bir kuş öldüğünde mutluluğunuzun çalındığını, denize-ırmağa kıyıldığında bir parçanızın alındığını, yunusları öldürdüklerinde, denizlerdeki dostunuzu vurduklarını anlamadınız.

Oysa onlar sizindi...

Size emanet...

Doğanın tükenişindeki en büyük nedendir işte bu:

Vefasızlığınız...

*

Vakit çok geç değil.

Henüz zaman var.

Bir ağaç kesildiğinde, bir koruluğa dozerler girdiğinde, pis boruları denize-ırmağa bağladıklarında, o kuşu vurup o sincabı kovduklarında, komşunuzun kapısını çalıp "Hadi gidiyoruz" demelisiniz:

"Yardıma gidiyoruz... Onlar bizim..."

Uygar insan bunu yapar.

Sahip çıkmalısınız onlara; örgütlenerek, bir araya gelerek, el ele vererek, sevgilerinizi birleştirerek, merhametlerinizi çatarak...

Sizden başka kimsesi yoktur onların...

Onlar size muhtaç...

O ağaç sizin, o kuş, o ırmak, o koruluk, o yunus...

mevsimsiz



4 yorum:

sufi dedi ki...

Hava da bizim, su da, ırmak da dağ da.
Daha niceleri var bizim olan ama bir de pazarlanıp satılmasa.Bizim olan toprağımızı satınca ingilize fransıza,
sanki veriyoruz çocuğumuzu yetiştirme yurduna...

huysuz-sanrılar dedi ki...

ahhh gülgüncüğüm ne insanlar gördüm hayvandan daha hayvan
hatta onlara hayvan demek hayvanlara hakarettir
sana hayatımdan kısa bir kesit aktaracağım doğayla ilgili
ailecek pikniğe gittik vakti zamanında
alanyada dim çayının en güzel yeri sayılan kalyon diye adlandırdığımın şahane bıryer iki yanı yüksel sayılabilecek dağın eteğine inmek için keçi yolunu takip ediyorsun oldukca engebeli bir keçi yolu
neyse indik pikniğimizi yaptık buz gibi suda yıkandık vs vs vs
gitme vakti eşim çocukları yukarı çıkarıyor bende çöplerimizi bir poşete toplayıp onların ardından gidiyorum
yol üstünde başka aileler çöplerini bırakıp gidiyorlar
bana bakın dedim kızarak
yemek için marketten alıp taşıyorsunuz onca agırlıgıda çöpünüzü niye almıyorsunuz?
çöpleri bir poşete koydular yukarıdakı çöp kutusuna atacaklar sandım kızınca
az ilerlediktikten sonra sen al çöp poşetini uçurumdan aşşağı fırlat :(
soruyorum böylesi insanlarımız varken
sence doğamız temiz kalırmı?
ve ne kadar sahip çıkılır bu zihniyetteki insanların oluşturduğu çoğunlukla...

glgn dedi ki...

evet sufi..iklim,doğa olarak çok güzel bir ülkemiz var..ancak her geçen gün topraklar satılmakta,imara açılmakta..ne yazık ki..çoğu yerde beton yığınları var..güzellikler bir bir yokoluyor..
ve huysuz-sanrılar bende gözlerime inanamamıştım..yine doğa harikası bir beldemizin pek de sık insanların uğramadığı bir adasında, pet şişeleri naylon torbaları,ve burada yazamayacağım bilumum atıkları gördüğümde .işte bu biz insanların bencilliği...

cosmos dedi ki...

Sanırım herşey insan olmayı ve insanca nasıl yaşanır onu öğrenmekten geçiyor maalesef şu yukarıda sayılanlar hergün yapılıyor doğayı ve diğer canlıları mahvedenler insan olamazlar diye düşünüyorum bunun başka bir açıklaması yok bence