1/15/2009

uykusuzluk/alıntı...

Sabahın üçünde,umutsuzca aşıksan ve telefonu kullanamayacak kadar gururluysan,özellikle de onun orda olmadığını düşündüğün anlarda,kendine çullanırsın ve bir akrep gibi kendini sokarsın.
Bir zaman sonra bu durulur.Eğer yaratıcı bir bireysen kendine, bu açıdan bir şeyler çıkarıp çıkaramayacağını sorarsın(...)Ansızın acımın resmini yapmaya karar verdim(...)
Yalnız kulak verin,aşkın sözkonusu olduğu yerde,hiçbir şey,hiç kimse,hiçbir durum tümüyle gülünç olmaz.Hiç doyamadığımız bir şey varsa o da aşktır.Ve yeterince vermediğimiz tek şey de o dur.
" Aşk ne yalvarmalı,ne de istemelidir".bu elleri, ayakları bağlı birine ip merdivene tırmanmasını söylemeye benziyor.Bu soylu gerçeği kebullenebilmek için acılardan geçmelisin.Sinik kişi bunun ölümlü insanlar için değil,azizler ya da melekler için söylendiğini ileri sürecektir..Ama korkunç gerçek şu ki; biz sıradan insanlardan istenen tam da olanaksız olandır.
Biziz ayartıcı isteklerle kurtuluşa ulaşan.Ateşe atılması gereken bizleriz.Aziz olmak için değil,tümüyle ve sonsuza kadar insan kalabilmek için.Hata ve zaaflarımızla edebiyatın baş yapıtlarına esin kaynaklığı edenler biziz.En berbat durumda bile umut doluyuz.Şeytan,eğer onu iyi tanıyorsam"iç güdülerinize inanmayın,sezgilerinizden sakının" diyendir.
O bizim insan kalmamızı ister.fazlasıyla insan.
......

Hiç yorum yok: